TEFSİE USULU(63-104)
63-Garibül Kuran:K.Kerimde farklı lehçelerde kullanılan kelimelerdir.
64-Aksamül Kuran:K.Kerim de yer alan yeminler.
65–Emsalül Kuran:Sözlük anlamı mesel, destan ve kıssa olan kavramdır.
66-İcazül Kuran:Kuranın benzerinin yapılamaması.
67-Muhkem:Kuran-ı Kerimin uzmanlık gerektirmeyen , herkesçe anlaşabilecek olan ayetlere muhkem denir.
68-Mekke surelerinin sayısı 86, Medeni surelerin sayısı 28 suredir.
69-Kuran-ı Kerimin harekeleme ve noktalamasını icra eden alimler:Ebul Esved ed –Düveli ve Nasr b. Asım.
70-Kur’anın çoğaltılmasına Hicretin 25.yılında başlanmıştır.
71-Kur’an metninin harekelenmesine Hicr 65. yılda başlanmıştır.
72- “Sebu’t-Tıvâl” olarak isimlendirilen sureler; Bakara, A’râf, Nisa, ÂI-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfal
73-”Lafızları aynı, anlamlan farklı olan kelimelere” Vücuh denir
74-Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsir ,İlhadi tefsir denir.
75-îşari Tefsir: Bir nevi Tasavvufi tefsirdir. Hermonatik ve Semantik Tefsir: Kelime anlamlarının taşıdığı manalar üzerine yapılan tefsirdir, îlhadi Tefsir: Kur’an’ın hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirdir.
76-Taberî’nin yazdığı tefsirin tam adı ; Câmiu’l-Beyân an Te’vîli Âyi’I-Kur’ân.Taberi ,hicri 310 yılında vefat etmiştir.
77- Fatiha suresinin diğer adı “Sebu’l-Mesâni” dir.
78-Rasulullah’ın vefatından sonra Kur’an-ı Kerim’i cem eden heyetin başkanı ; Zeyd b. Sabit
79-el-Keşşaf, dirayet tefsiridir.
80-Elmahlı Muhammed Hamdi Yazır tarafından kaleme alınan tefsirin tam adı ; Hak Dini Kur’an Dili.
81-MÜDAYENE AYETİ:Kur’an’da en uzun ayet Müdayene= (Borçlanma) Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. ayetidir.Bakara suresinin 282.ayetine Müdayene ayeti denir.
82-Kur’ân Bilgileri (Ulûmu’l-Kur’ân):Kur’ân‟ın nüzûlu, tertibi, toplanılıp-yazılması, okunup tefsir edilmesi, i‟câzı, nâsih-mensûhu ve Kur’ân hakkındaki bazı Şüphelerin cevaplandırılması gibi Kur’ân-ı Kerim‟le ilgili konulardan bahseden ilimler, Ulûmu’l-Kur’ân olarak adlandırılmıştır.
83-Hurûf-u Mukatta:Kur‟ân-ı Kerîm‟deki bazı sûrelerin başlangıçlarında bulunan ve bir veya birkaç harften meydana gelen harflere hurûf-u mukattaa (kesik harfler) denilir. Kur‟ân‟ın 29 sûresinde bulunan hurûf-u mukattaalarda, 14 ayrı harf kullanılmış olup bunlar 13 ayrı Şekilde bulunmaktadır. Bunlar 1 ila 5 harf arasında değişen sayılardan meydana gelmiştir.
84-GARîBU’L-KUR’ÂN:Yüce Yaratıcı, görevlendirdiği her peygambere, kavmi kendisini daha iyi bir Şekilde anlasın diye, o kavmin diliyle vahiy gönderiyordu: Ancak Kur’ân-ı Kerim‟de, o zamanki Arapçaya girmiş bulunan yabancı kelimelere nadiren de olsa rastlamak mümkündür. İşte Kur’ân-ı Kerim‟de bulunan bu yabancı kelimelere garib ismi verilmiştir. Garib: Yabancı, anlaşılmaktan uzak ve kapalı gibi anlamlara gelmektedir. Kur’ân-ı Kerim‟de yer alan, Araplar arasında da yaygın bir Şekilde kullanılmadığı için pek bilinmeyen kelimelere garib denilmiştir.
85-İslâm hukukunda Kur’ân için daha çok “Kitap” ismi kullanılır
86-El-Vücûh: Bir şeyin farklı yönlerinin, birden fazla yüzünün olması demektir. Istılahi olarak da: Kur’ân-ı Kerîm’deki bir kelimenin, değişik yerlerde farklı anlamlarda kullanılmasına denir.
87-En-Nezâir: Benzer, birbirine yakın, eş değer gibi anlamlara gelmektedir. Istılahta ise: Kur’ân-ı Kerîm’deki birden fazla kelimenin, aynı anlamda kullanılmasına denir. Bu konu, Kur’ân-ı Kerîm’in doğru ve açık bir şekilde anlaşılması için oldukça önemlidir. 88-KUR’ÂN’IN MÜBHEMATI:Kur’ân-ı Kerîm’de değişik hikmetlere binaen bazı yer ve şahıs isimleri belirtilmemiş, olayın geçtiği zamanın tarihi verilmemiştir. Bu türlü âyetlere müphem âyetler, genel olarak bu ilme de mübhemâtu’l-Kur’ân denmektedir.
89-HALKU’L-KUR’ÂN:Hicri 2. yıllarda tartışılmaya başlanılan konulardan biri de Halku’l-Kur’ân meselesidir. Halku’l-Kur’ân, Kur’ân’ın sonradan yaratılmış olması anlamına gelmektedir. Günümüz açısından pratik bir yönü olmasa da bir dönemde üzerinde büyük tartışmaların olduğu, hatta pek çok kimsenin kabul etmediğinden dolayı ağır işkencelere maruz kaldığı bir konudur.Peygamberimiz (s.a.s.) döneminde böyle bir tartışma söz konusu değildir. Kaynakların ittifakla belirttiğine göre halku’l-Kur’ân meselesi h. II. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkmıştır. Cehm b. Safvân da bu görüşü benimseyip yaymıştır. Mutezile’nin etkisinde kalan Abbasî halifelerinden Halife Me’mûn, Kur’an’ın mahlûk olduğuna inandığını açıkladıktan sonra bu konu resmî görüş haline gelmiştir. Ahmed b. Hanbel ve arkadaşları ise, “Kur’an Allah kelâmıdır, bunun dışında ilâve bir söz söyleyemeyiz” tarzında cevap verip resmî görüşe karşı direndikleri için işkenceye mâruz kalmışlardır. Âlimler üzerinde on altı yıl kadar devam eden bu baskı ve işkence Halife Mütevekkil döneminde sona ermiş ve Kur’an’ın mahlûk olduğunu söylemek bir süre yasaklanmıştır.
90-Kur’ân ilimlerinden birisi de Fedâilü’l-Kur’ân (Kur’ân’ın faziletleri) ilmidir. Bu konuya dair sahih hadis kitapları içinde ayrı bölümler tahsis edildiği gibi, tefsir kitaplarında da bazen müstakil başlıklar altında, bazen da yeri geldikçe bu konuyla ilgili rivayetlere yer verilir. Ayrıca bu ilme dair müstakil eserler de yazılmıştır. Bu eserlerde genellikle Kur’ân’ın faziletlerinden bahseden hadisler kaydedilir. Ayrıca Kur’ân’la ilgili âyetlere ve büyüklerin sözlerine de yer verilir.”
91-Sahabe: Peygamber Efendimiz’e iman ederek O’nu gören ve Müslüman olarak ölen kimselere sahabe dedenir.
92-Tefsirlere giren “Yahudi kaynaklı fikirler, aynı zamanda Hıristiyan kaynaklı fikirler ve bunların ikisinin karışımından ibâret olan Bâtıni ve Gnostik (irfânî) fikirlere İsrailiyyat adı verilir.
93- Irak (Kûfe) Medresesi/Ekolünün kurucusu Abdullah b. Mes’ûd.
94-Asr Suresi :Adini ilk yetten alan ve üc ay etten ibaret olan asr suresi, Mekke-i Mükerrede nazil olmustur.Insirak suresinden sonra nazil olmustur.Felaket ve hüsran icinde bulunan insanlarin kurtulsu yollarini ve prensiplerini beyan buyurmaktadir.Imam-i Safi , Asr suresi hakkinda : Kur`an`dan hicbir ayet nazil olmasaydi da yalniz asr suresi nazil olsaydi, insanligin hem dünyasi, hem de ahireti icin kafi gelirdi » dedigi sumullü bir sure !
95-Asr-i Saadet:Peygamberimizin, peygamber olarak gönderildigi tarih ile vefat ettigi tarih arasinda gecen zaman icin kullanilir.Hz.Peygamber ve dönemi hakkinda yazilan bazi eserlerin ortak adi.
96Ayetü`l Kürsi :Bakara suresinin tevhid akidesini anlatan 255.ayetinin adi..Bakara suresinin 255.ayetine Peygamberimiz tarafindan”ayetü`l-kürsi” adi verilmistir.Peygamberimiz, bazi hadislerinde , ayetü`l-Kürsi`nin Kur`an`in dörtte birine denk oldugunu belirtip bunu en büyük ayet nitelemis.Bu ayette Yüve Allah´in isim ve sifatlari özlü bir sekild anlatilmistir.
97-Te`vil:Bir lavzin anlami gayesine uygun sekilde yorumlamak, muhtemel manalarindan en uygun olani görmektir.Görünürde birbiriyle uyumlu iki ihtimalden birine manayi yöneltmektir.Yani:“Mutemel manalardan birini vermektir.“(Ali Turgut,Tefsir Usulü ve Kaynaklari,Ist.1991,s.221)
98- Kur’an’in cem’i ile görevlendirilen sahâbî Zeyd b.Sabit.
99-Ruhul Beyan Tefsiri: sûfî/isârî tefsir özelligi ile taninmiştir.
100-Nezair:“Kur’an-i Kerim’de birden çok kelimenin ayni manayi ifade etmesi” anlaminda kullanilan kavram.
101- Kur’an tefsirinde Israilî rivayetler hususunda kendisine müracaat edilmekle söhret bulan sahâbî,Kâ’bu’l-Ahbâr
102-“Kur’an ayetleri arasinda zahiren çeliskili gibi görünen, aslinda çeliskili olmayan
ifadelerle ilgili ilme” Müskilü’l-Kur’an denir.
103- Muhkem ve mütesâbih lafizlarinin birlikte geçtigi ayet ,Al-i imran suresinde yer almaktadir.
104-Ganimetlerle ilgili sorulan sorularin cevabi ve taksimat seklini bildiren ayetler ,Enfâl Suresinde bulunmaktadir.
TEFSİR USULÜ NOTLAR(31-62)
31- Hadîs: “Hz. Peygamberin söz, fiil ve tavırlarına ait haberlerdir.” Veya “Kavli, fiilî ve takriri sünnetlerin, sözle tespit edilmiş şekline hadis denir.”
32- Kavli sünnet: Resulullah’ın değişik konularda söylemiş olduğu sözleridir. Ör. Hadisleri, sözleri
33- Fiili sünnet: Hz. Peygamberin davranışları ve hareketleriyle ortaya koyduğu sünnetidir. Ör. Namazı kılış şekli
34-Takriri sünnet: Hz. Peygamber ashabında gördüğü bazı hoşuna gitmeyen davranışları usulünce tenkit ederlerdi, ikaz ve tembihlerde bulunurlardı. Bu arada Resulullah, bazen de gördüğü davranışları menetmez ve sükûtuyla onları tasvip ederlerdi.
35-Kudsî Hadîs: Mânası Cenâb-ı Hakk tarafından vahiy edilmiş, ancak ifadesi (lafzı) Hz.Peygamber’e ait olan hadislerdir.
36- İlk vahiy geldiğinde Resulullah (s.a.s.) 40 yaşında idi. Kur’an, Ramazan ayında Kadir gecesinde indirilmeye başlanmıştır.
37-İnzal, Kur’an’ın Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indirilmesine denir.
38-Tenzil, Kur’an’ın dünya semasından Cebrail vasıtasıyla 23 yıl zarfında Resulullah’a (s.a.s.) aralıklı olarak, parça parça indirilmesine denir.
39-Resulullah’a (s.a.s.) ilk nazil olan ayetler Alak Süresi 1–5 dir. “Yaratan Rabbinin adıyla oku, İnsanı yapışkan bir hücreden yaratan. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretendir.”
40- Hz. Peygambere (s.a.s.) vahyi getiren melek(Cebrail), Kur’ân-ı Kerim’de, Cebrail, Rûhu’l-Emin ve Rûhu’l-Kudüs olarak isimlendirilmiştir.
41-Garanik Olayı; Kur’ân’ın -hâşâ-indiği andan beri tamamen korunmadığını, ona da bazı şeylerin karışmış olabileceğini iddia eden birtakım din düşmanlarının bir olayı tamamen saptırarak yorumlamalarından ibarettir. Güya peygamberimiz kendi heva ve şeytanın dürtmesiyle vahiy olmayan şeyi vahiy diye söylemiş. Bunu kur’an tamamen ayetlerle reddetmiştir.
42-Ayetin son kelimesine, iki ayeti birbirinden ayırdığı için fasıla (ayıran), bu fasıla kelimesinin son harfine de harfu’lfâsıla (ayıran harf) denir.
43-Peygamberimiz inen vahyi yılda bir kez Cebrail ile mukabele ediyordu. Bu mukabele Hz. Peygamberin (s.a.s.) vefat edeceği sene iki kez meydana gelmişti ki, buna el-ardatu’l ahire denilmiştir.
44-Zehrevân: Bakara ve Ali-i İmran surelerine denilmektedir ki, iki parlak sure anlamına gelmektedir.
45-Muavvizetân: Felak ve Nass surelerine denmektedir.
46-Muavvizât: İhlâs, Felak ve Nass surelerine denmektedir.
47-Müsebbihât: Hadîd, Saff, Cum’a, Teğâbûn ve Âlâ surelerine denmektedir.
48- Es-Seb’u’t-Tuvel: En uzun yedi sure demektir. Fatiha’dan sonra gelen 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. süreler olan Bakara, Ali-i İmran, Nisa, Mâide, En’âm, A’râf, Enfâl-Tevbe sureleridir. Besmele ayrılmadığından bazı âlimler Enfâl ile Tevbeyi bir sure saymışlardır.
49-El-Miûn: Birinci grubu takip eden ve âyet sayıları 100’e yaklaşan veya biraz geçen surelerdir.
50- El-Mesânî: Âyet adedi bakımından el-Miûn’dan sonra gelenlerdir.
51-El-Mufassal: Kur’ân-ı Kerim’in son bölümü olup, tercih edilen görüşe göre, başlangıcı 50. olan Kaf suresinden itibaren sonuncu 114. Nass suresine kadar olan kısımdır. Bu gruptaki sureler de üçe ayrılmaktadır:
1- Tuval-ı Mufassal: Kaf-Burûc, yani 50–58. sureler,
2- Evsat-ı Mufassal: Tarık-Beyyine, yani 86–98. sureler,
3- Kısar-ı Mufassal: Zelzele-Nass, yani 99–114. surelerdir.
52-Kur’ân’ın Surelere Ayrılmasının Hikmeti
1- Ezberlenmesini kolaylaştıran bir unsurdur.
2- Her surede ağırlıklı olarak belirli konular işlenmektedir.
3-Okuyucuların daha iyi istifade etmesi için, eserlerin belli bölüm ve başlıklara ayrılması
53-Kuran’da ayet şu anlamlara gelir:
Mucize anlamına gelmektedir.
Alâmet anlamına gelmektedir.
Kur’ân âyetleri anlamına gelmektedir.
İbret anlamına gelmektedir.
İnsanları hayrette bırakan görülmemiş iş anlamına gelmektedir.
Delil ve burhan anlamına gelmektedir.
54- Mekkî-Medenî Sureler:Genel olarak Kur’ân sureleri Mekkî ve Medenî olarak iki grupta tasnif edilmektedir.
55-Hz. Peygambere vahiy kâtipliği yapanlardan bazılarının isimleri şöyledir:Hz. Ebûbekir, Ömer, Osman, Ali, Zeyd b. Sâbit, Übey b. Ka’b, Muâviye b. Ebî Süfyân, Hâlid b. Velid, Ebân b. Saîd, Sâbit b. Kays
56-Kur’ân-ı Kerim’in Hz. Ebûbekir (r.a.) Zamanındaki Durumu:Hz. Peygamber’in vefatından sonra, O’nun yerine müslümanların halifesi olarak Hz. Ebûbekir seçildi. Bu dönemde ridde denilen İslâm’dan çıkma hadiseleri ve ayaklanmalar çıktı. Hicretin 12. Yılında Yemame savaşında yetmiş Kur’ân hafızı şehid oldu. Bu acı durum Hz. Ömer’i korkuttu. Hemen Hz. Ebûbekir’in yanına giderek, Kur’ân’ın zayi olmasından korktuğunu bildirdi. Hz. Ömer, Kur’ân’ın hemen cemedilip bir kitap haline getirilmesini söyledi.Hz. Ebûbekir bu durumu uygun gördüğü Zeyd b. Sabit’e anlattı. Karar alındı. Hz. Ebûbekir, Zeyd’e asla hafızasına güvenmemesini, her âyet için iki delil olmak üzere, iki şahıstan yazılı nüsha aramasını emretti. Zeyd b. Sabit, ne ezberlediğine, ne yazdığına ve ne de kulaktan duyduğuna itimat etmeyip, bu önemli konuda iki esasa dayandı:
57-Hz. Ebûbekir devrinde bir araya getirilen bu sahifelere el-Mushaf denilmiştir.
58- El-Mushaf: “iki kabı arasında sahifeler ihtiva eden” demektir. Istılahta ise: “Hz. Osman zamanında, üzerinde ittifak edilen şekliyle, âyetleri ve sureleri tertip edilmiş tarzda Kur’ân metnini ihtiva eden evrak” manasına kullanılmış. Mushaf-ı şerif, Hz. Ebûbekir’den sonra, Hz. Ömer’e intikal etmiş; o yaşadığı müddetçe kendisinin yanında durmuş, Ömer vefat edince, kızı Hafsa’ya kalmıştır.
59-Kur’ân-ı Kerim’in Noktalanması ve Harekelenmesi:Mushaf’ın noktalanması, ilk önce hicri 65 yıllarında Abdulmelik b. Mervân zamanında ciddi bir ihtiyaçla başlamıştır. Başlangıçta harekenin yerini tutmak üzere noktalama işaretleri kullanılmıştır. Fetha yerine harfin üstüne bir nokta, kesre yerine harfin altına bir nokta, zamme yerine harfin önüne bir nokta, sükûn yerine de iki nokta konuluyordu. Noktalama icraatını ilk olarak Ebu’l-Esved ed-Düelî yapmıştır.
60-Kur’an’ı Kerim insan gücünün imkan verdiği ölçüde anlamayı gaye edinen ve geniş şekilde açıklayan,gerektiğinde yorumlayan eserlere Tefsir adı verilir.
61- Tefsir yapan alime Müfessir adı verilir
62-Ayeti celilelerin mana ve ilahi işaretlerini, insan aklının imkanı ölçüsünde yapılan tercümelere Meal adı verilir
TEFSİR USÛLÜ BİLGİLERİ(1-30)
1-Tefsir usûlü müstakil olarak tedvin edilmiş bir ilim dalıdır.
2-Tefsir kelimesi Arapça فَسَرَ kökünden türemiş olup, تَفْعِيل kalıbından mastardır. Beyan etmek, keşfetmek, izhar etmek ve üzeri kapalı bir şeyi açmak gibi anlamlara gelir.
3- Hz. İbrahim tarafından inşa edilen Kabe bütün Arapların ziyaretgahı olmuştur.
4-Mekke halkını putperestliğe sürükleyen şahıs Amr b. Lühey’dir.
5-Hanif, Araplardan muvahhid mü’minlerin ismidir. Cahiliye devrinde Hz. İbrahim (a.s.)’ın dinine mensup olan kimselere bu isim verilmiştir. Onlar Rabblerine asla şirk koşmazlardı. İbni Hişam bunların sayısının dört olduğunu söyler: Varaka b .Nevfel, Ubeydullah b. Cahş, Osman b. el-Huveyris ve Zeyd b. Amr b. Nüfeyl
6- İslamiyet’in zuhurunda, Mekke’de yazı bilenlerin sayısının 17 kişi olduğu rivayet edilmiştir. Kadınlardan Hz. Hafsa, Ümmü Külsüm binti Ukbe, Kerime binti Mikdad yazı biliyorlar. Hz. Aişe ve Ümmü Seleme okuyor fakat yazamıyorlardı
7-Cahiliye çağında Arap yarımadasını etkileyen üç büyük din vardı: Mecûsîlik, Hıristiyanlık ve Yahudilik.
8-Hıristiyanlığın yayılma sebebi ise üç ana başlıkta toplanabilir: Ticaret, misyonerlik ve köleliktir.
9-Kur’an kelimesinin kökü hakkında hemzeli قُرْآن ve hemzesiz قُراَن olmak üzere iki görüş belirtilmiştir. Tercih edilen görüşe göre Kur’an kelimesi قرأ kökünden gelmekte, masdar anlamından nakledilip, masdarın ism-i mef’ûl anlamını taşıyan ve Hz. Peygambere indirilen mu’ciz kelamın ismidir.
10-Kur’an-ı Kerim tanımlamalarından birisi şudur: Hz. Peygambere vahiy yoluyla indirilmiş, mushaflarda yazılmış, tevatürle nakledilmiş, tilavetiyle taabbüd olunan mu’ciz kelamdır.
11-Yazı ile tespit edilmiş bulunan bu mukaddes mecmuaya el-Mushaf denir.
12-Allah Teala Kur’an-ı Kerim’i 55 isimle isimlendirmiştir. Bunlardan en meşhur birkaç tanesini kaydedersek şunları yazabiliriz: el-Kitab, Ummu’l-Kitab,Furkan,Nur, Hüda, Hablullah, Urvetu’l-Vüskâ, Ahsenu’l-Hadîs vb.
13-Vahiy kelimesi و ح ي fiilinin masdarı olup, lugatta, gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, ima ve işaret etmek, acele etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak gibi çeşitli anlamlara gelmektedir.
14-Vahiy İlahi Vahiy ve Gayr-ı İlahi Vahiy olmak üzere iki bölümde incelenebilir. Gayr-ı ilahi vahiy kelimenin lugat anlamından kaynaklanmakta ve gerek Kur’an’da gerekse de Kur’an dışında kullanılmaktadır.İlahi vahiy ise Allah’ın canlılarla irtibatı anlamında kullanılır ki Allah Teala tarafından peygamberlerine ve bilhassa Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ulaştırılan vahiy bunun bir bölümüdür ve buna Hakiki Vahiy denir. İlahi vahiy ise anlam itibariyle daha geneldir.
15-Vahyin Başlangıcı:Hz. Aişe’nin naklettiğine göre ilk vahiy uykuda sadık rüya ile başlamıştır. Sonra kendisine yalnızlık sevdirilmiş. Hira mağarasına çekilmeye başlamıştır. İlk vahiy Hira mağarasında gelmiştir. İlk gelen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir. Bu ayetleri alan peygamberimiz evine koşmuş, daha sonra da Hz. Hatice onu amcazadesi Varaka b. Nevfel’e götürmüştür. Bu olayda iki şey önemlidir. Birincisi eşini tanıyan, ona güvenen ve sükunetini koruyarak onu destekleyen bir eş (Hz. Hatice) ve kendisine müracaat edilen, bilginin kıymetini bilebilecek niteliklere sahip bir kişi (Varaka).
16-Fetret; Alak suresi ile Müddesir suresi arasındaki vahiy kesikliğinin adıdır.
17- el-Levhu’l-Mahfuz’dan dünya semasına (Beytu’l-İzzet’e) inzaldir. İkincisi de oradan Cibril vasıtasıyla Hz. Peygamberin kalbine tenzildir.
18-Âyetlerin tertibi tevkifîdir. Nazil olan her ayetin hangi surenin neresine konacağını Hz. Peygamber bilir ve yazılmasını vahy katiplerine emredirdi.
19- İlk nazil olan ayetler ise el-Alak suresinin ilk beş ayetidir. Sure olarak son nazil olan Nasr suresi, ayet olarak ise Maide suresinin 3. ayetidir.
20-SÛRE?Lugat manası, yüksek rütbe, mevki, şeref, binanın kısmı veya katları manasına gelir.
21-Kur’an-ı Kerim biri diğeri tarafından kesilmiş 114 sureye ayrılmıştır.
22-Fatiha’dan sonra 7 uzun sureye es-Seb’ut-Tıval, Âyetleri 100 den fazla veya buna yakın surelere el-Miun, ayetleri yüzden az olan surelere el-Mesanî, Hucurat’tan itibaren kısa surelere de el-Mufassal adı verilir.
23-Mekke ehline hitap eden sureler kısa ve vecizdirler. Örneklerle, tedricî olarak ıslah yolu seçilmiştir. Şirk ve putperestlik akidesi yerilmiştir. Allah’a iman, ahiret ve peygamberlik işlenmiştir.
24-Medinelilere hitap eden sureler ise şeriatın vaz ve tatbiki, ibadât ve muamelat (ahkâm) üzerinde durur. Ehl-i kitabın (Yahudi ve Hıristiyanlar) inançlarındaki sapkınlıklar, cinayetler ve kitaplarını tahrif etmeleri işlemiştir.
25-Nazil olan ayetleri ilk günden itibaren ezberleyenlere el-Kârî deniliyordu. Bugünse bu kelime anlam kaymasıyla kullanılmaktadır.
26-Peygamber (s.a.v.) Kur’an-ı Kerim’in şu dört sahabeden öğrenilmesini tavsiye etmiştir: Abdullah b. Mes’ud, Muaz b. Cebel, Ubey b. Ka’b, Salim mevla Ebî Huzeyfe.
27-Hz. Osman döneminde çoğaltılan Kur’an-ı Kerim Kureyş lehçesi üzerine yazılmıştır. Ne toplamaya, ne de çoğaltmaya o günkü sahabeden hiç bir itiraz vaki olmamıştır. Bugün Şiiler bile bu mushafı kabul etmektedirler. Çoğaltılan mushaflar valiliklere gönderilmiştir.
28-TEFSİR ÇEŞİTLERİ:Genel olarak tefsirler iki kısma ayrılır: a. Rivayet Tefsirleri b. Dirayet Tefsirleri
29-Abdulllah bin Abbas a,Tefsir ilmindeki yüksekliğinden dolayı kendisine; Tercüman-ül-Kur’an, Hibr-ül-Ümmet, Reis-ül-Müfessirin lakapları verilmiştir.
30-Rivayet tefsirlerinden bazıları şunlardır:
1. Cami-ül-Beyan an Te’vil-il-Kur’an: Muhammed bin Cerir et-Teberi (v.310/M.922).
2. Mealim-üt-Tenzil: Ebu Muhammed el-Hüseyn el-Begavi (v.516/M. 1122).
3. El-Muharrer-ül-Veciz fi Tefsir-il-Kitab-il-Aziz: İbn-i Atiyye el-Endelusi.
4. Cami-ül-Ahkam: Ebu Abdullah Muhammed bin Ahmed el-Kurtubi (v.671/M.1272).
5. El-Cevahir-ül-Hısan fi Tefsir-il-Kur’an: Abdurrahman es-Se’alebi (v.876/M.1471).
6. Ed-Dürr-ül-Mensur fi Tefsir-il-Me’sur: Celaleddin es-Süyuti (v.911/M. 1505).
30-Dirayet yoluyla yapılan tefsirlerden bazıları şunlardır:
1. Mefatih-ül-Gayb: Fahreddin Razi (v.606/M. 1209).
2. Envar-ut-Tenzil ve Esrar-ut-Te’vil: Beydavi (v.685/M.1288).
3. Medarik-ut-Tenzil ve Hakaik-ut-Te’vil: Nesefi (v.701/M.1301).
4. El-Celaleyn: El-Mahalli (v.684/M.1459) ve’s-Süyuti (v.911/M.1505).
5. İrşad-ül-Akl-is-Selim ila Mezaya’l-Kitab-il-Kerim: Ebüssü’ud (v.892/M.1574).
6. Tefsir-i Mazhari: Hindistanda yetişen alimlerin büyüklerinden Senaullah-ı Pani-Püti’nin yazdığı çok kıymetli bir tefsir kitabıdır. On büyük cilt halinde 1976 da Pakistan’da yeniden basılmıştır.
© Tüm Hakları Saklıdır - GÜL MEDİNE
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.