21
Şubat
2012
Medine’de Ümmü Mihcen isimli siyahî bir cariye vardı. Bu hanım sahabî, her gece yatsı namazından sonra Mescid-i Nebeviye gelir, bu kıymetli mekânın temizlik işleri ile uğraşırdı. Bir gece ansızın hastalandı ve vefat etti. Sahabe gece geç vakitte olduğu için, Efendimiz’i rahatsız etmeme adına, O’na haber vermeden bu hanımı defnederler. Sabah namazı vaktinde mescidin imamı olan, sultanlar sultanı Efendimiz teşrif edip, mihraba geçip; o kutlu cemaate namaz kıldırırlar. Namaz sonrası Efendimiz (s.a.v.) cemaatine döner ve onlara Ümmü Mihcen’i sorar. Çünkü Allah Resulü hemen fark etmiştir; o gün mescid her zamanki gibi değildir; o gün mescidde tütsüler yakılmamıştır. Eğer mescid tütsülerden mahrum kalmışsa, bu işte bir iş vardır. Efendimiz (s.a.v.) büyük bir merak ile sahabeye soruyor: “Ümmü Mihcen’e bir şeyler mi oldu, bugün mescidimiz yetim kaldı?” Sahabe: “Ya Resulullah! Gece hastalanıp vefat etti; bizde sizi rahatsız etmek istemedik ve onu defnettik.” Allah Resulü bu sözü duyunca öyle bir gadaplanır ki; “Demek, yıllar yılı benim mescidimi temizleyen hanım vefat edecek, siz ise beni haberdar etmeyeceksiniz öyle mi? Çabuk beni onun kabrinin başına götürün.” Sahabe bu emir gereği Efendimiz’i o kabire doğru götürürler. Efendimiz (s.a.v.) bir anne şefkati ile bu kabir başında oturur, dakikalarca Ümmü Mihcen’e dua ve istiğfarda bulunur, sonra ayağa kalkar sahabeyi de arkasında saf tutturarak o bahtiyar hanım için gıyabî cenaze namazı kıldırır. Allah Resulü’nün (s.a.v.) hayatı boyunca sadece iki kez kıldığı gıyabî cenaze namazlarının biri Ümmü Mihcen’e, diğeri ise Habeş’in Müslüman kralı Necaşiye’dir
Bedir Savaşı’nda kalib kuyusuna atılan müşriklere hitaben, Efendimiz (a.s.m) “Allah’ın bize vâd ettiği şeylerin hak olduğunu gördük; siz de size vâd edilenlerin hak olduğunu gördünüz mü?”-ayetten iktibas ederek- sorar. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra) “Yâ Resûlullah nasıl ruhsuz cesetlerle konuşuyorsunuz?” diye sorar. Bunun üzerine “Siz onlardan daha fazla -bu sözlerimi- işitiyor değilsiniz. Yalnız onlar bu gün cevap veremezler.” diye buyurur. (Mecmau’z-zevaid’de bu hadisin sahih olduğu ifade edilmiştir
Ebû Şeyh mürsel olarak Abid bin Merzûk (Radıyallahû anh) ‘dân rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Medine’de, Camiye bakan bir kadın vardı; öldü. Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ‘in haberi olmadı. Kabri yanından geçerken “Bu kabir nedir (kimindir)?” diye sordu.Ona «Ümmü Mihcen’in kabridir» dediler.Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) : “Camiye bakan kadın mı?” dedi.
” Evet,” dediler.
Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) hemen milleti saflaştırdı, cenaze namazını kıldı. Sonra ölen kadına seslenerek: “Hangi ameli daha hayırlı buldun?” deyince, sahabeler: “O işitir mi yâ Resûlullah?» dediler. Peygamber (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) : “Siz ondan daha fazla işitir değilsiniz.” buyurdu. (Suyuti, Kabir Alemi)
Ebû Hureyre (ra)’den rivayet edildiğine göre siyah bir kadın veya siyah bir genç Mescid-i Nebevî’yi süpürürdü. Bir ara Rasûlullah onu göremeyince nerede olduğunu sordu.
-“Öldü”, dediler. Hz. Peygamber :
-“Bana haber verseydiniz ya!” buyurdu. Sahabîler o kadını –veya genci- önemsememişlerdi. Rasûl-i Ekrem sözüne devamla “Bana mezarını gösterin” buyurdu. Mezarını gösterdiler. Rasûlullah onun cenaze namazını kıldıktan sonra şöyle buyurdu:
-“Bu kabirler orada yatanlar için zifirî karanlıktır. Üzerlerine kılacağım namaz sebebiyle Allahu Teâlâ onların kabirlerini aydınlatır.”
(Buharî, Cenaiz 67; Müslim, Cenaiz 71)
Peygamberimizin mescidi, kuru hurma yapraklarının yakılmasıyla
aydınlatılırdı. Fakat bazen mescid duman içinde kalırdı. Bunu bilen
Temim Dârî, Şam’a gittiği sırada Hritiyan yapımı bir kandil satın aldı
ve onu Peygamber mescidinin tavanına astı. Bunu gören bazı sahabiler
itiraz ettiler:
-Sen nasıl oluyor da Hristiyanların kiliselerinde kullandıkları bir
aleti getirip mescide asıyorsun? diyerek ona kızdılar.
Akşam namazında mescide gelip bir çanak içindeki yanan fitilin külsüz,
dumansız etrafı aydınlattığını gören Sevgili Peygamberimiz tebessüm
ederek sordu:
-Kim getirdi bunu mescidimize?
Temim Dâri, biraz da çekinerek:
-Ben Şam’dan getirdim Efendim, deyince Allah Rasulü:
Ey Temim Dâri! Sen bizim mescidimizi aydınlattın, Allah da senin
kabrini böyle aydınlatsın, buyurdu. (İbn Hacer, el-İsabe, II, 18)
Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Mescid, Resulullah
Aleyhissalâtu vesselâm zamanında kerpiçten yapılmıştı. Tavanı hurma
dallarıyla örtülmüştü. Direklerini hurma kütükleri teşkil ediyordu.
Hz. Ebu Bekr (radıyallahu anh) buna (gerek tezyin ve gerekse tevsi
yönüyle) hiçbir ilave getirmedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh), (enini
boyunu) artırarak mescidi, Resulullah devrindeki tarz üzere [kerpiç ve
hurma dallarıyla] yeniden inşa etti. Onu esaslı şekilde Hz. Osman
(radıyallahu anh) (hem tezyin hem tevsi yönleriyle) değiştirdi ve pek
çok ilavelerde bulundu. Duvarlarını nakışlı taşlarla ve kireçle inşa
etti. Direklerini de nakışlanmış taşlardan yaptı. Tavanını da (pek
kıymetli olan) sac ağacından yaptı.” [Buhârî, Salat 62; Ebu Davud,
Salat 12, (451).]
Peygamber efendimiz de mescide süpürme, çöp ve ağaç kırıntılarını
toplama gibi hizmet eden (kadın veya erkek) Ümmü Mihcen isimli bir
zencinin defnedildikten sonra kabri başına gelerek cenaze namazı
kılmıştır. İbn Abbas’tan gelen rivayette şu ziyade vardır: “Ben onu
cennette mescidden çer-çöp toplarken gördüm” Taberânî, el-Mu’cemü’t-
kebîr, XI/238, H.no:11607; el-Mu’cemii’l-evsat, VIÜ7143, H.no: 8220;
Heysemî, senedinde mechûl bir râvinin bulunduğunu söyler.
Büreyde-den nakledilen rivayette ise bunun Ümmü Mihcen isimli
bîr hanım olduğu, mezarlıkta Hz. Ebû Bekir ve bazı sahabe ile birlikte
dolaşırken yeni bir mezar gördüğü, o mezarın kime âit olduğunu sorup
öğrenince de cemaatle kabre doğru cenaze namazı kıldırdığı nakledilir.
Rûyânî, Müsned, 1/80, H.no:43; Beyhakî, es-Sünenü’t-kübrâ, IV/48.
HİCRİ TAKVİM
Hz. Peygamber (s.a.s)’in Mekke’den Medine’ye hicretini tarih başlangıcı olarak alan takvim. Ayın yörüngesi üzerinde dönüşüne göre düzenlendiği için kamerî (ay) veya hicrî adı verilmiştir.Hz. Ömer (r.a) döneminde hicrî takvimle başlamıştır Hz. Peygamber (s.a.s), rebiülevvel ayında hicret etmişti. Ancak kamerî yıl muharrem ayı ile başladığından tarih iki ay sekiz gün geri alınıp Hicrî takvimin başlangıcı 23 Temmuz 622 olarak tesbit edildi.
Milâdî ve Rûmî tarihler gibi on iki ay esasına dayanan hicrî yıl muharrem ayı ile başlar ve zilhicce ile sona erer. Hicrî (kamerî) aylar şunlardır: Muharrem, safer, rebiülevvel, rebiülâhir, cemâzielevvel, cemâzielâhir, recep, şaban, ramazan, şevvâl, zilkade,
Hz. Ömer zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin yılbaşısı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem’in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir
Hicrî ve rûmî takvim uzun müddet müslümanlarca kullanılmış 26 Aralık 1925 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır
RUMİ YILI- MİLADİ YILA ÇEVRİLMESİ
1926 yılından önceki tarihlerin hesaplanmasında YILBAŞI’na dikkat edilmesi gerekmektedir. Rumi Takvimde yılbaşı MART ayıdır. Kullanmakta olduğumuz Miladi Takvimde ise yılbaşı OCAK ayıdır.Dogum tarihleri ay olarak değil de (1.2. ay gibi) numaralı olarak verilirse Mart ayı 1.ay, Ocak ayı 11. ve Şubat ayı da 12. aylardır. Ocak ve Şubat ayları için, Miladi tarihten 585, diğer aylar için Miladi tarihten 584 rakamı çıkarılır.
a) 1334 Rumi = 1918 miladi yılından evvelki yıllara ait olanların tarih dönüşümleri için; Miladi tarihten 585 (584), Ay tarihinden de 13 rakamı çıkarılırsa RUMİ tarih, Rumi tarihe 585 (584), Ay tarihine de 13 rakamı eklenirse MİLADİ tarih hesaplanmış olur.
b) 1334 Rumi = 1918 miladi yılı ve daha sonraki yıllar için;
Miladi tarihten 584 çıkarılırsa RUMİ tarih, Rumi tarihe 584 eklenirse MİLADİ tarih hesaplanmış olur. Ay ve günler aynidir.
Not:Hicri Yılbaşı Muharrem ayı,Rumi yılın ilk ayı Mart, Miladi yılın ilk ayı Ocak ayı
Hicri Aylar:Muharrem,safer,RebiülevvelRebiülahir,Cemaziyelevvel,Cemaziyelahir,Recep,Şaban ,Ramazan,Şevval,Zilkade
Zilhicce
18
Şubat
2012
-Hicri Takvimden Miladi Takvime Çevirme:
Hicri Takvimden Miladi Takvime Çevirme İşlemi
Formülü:
1. işlem: HY /33=X
2.İşlem: HY – X = Y
3. İşlem: 622 + Y= Miladi Yıl
Hicri 1340 yılını Miladiye çevirmek.
Hicri=1340 Miladi=?
1340 ÷ 33 = 40,6 (Yaklasık 41)
1340 – 41 = 1299
1299 + 622= 1921
(Hicri yıl ile miladi yıl arasında 11 günlük fark vardır.
11 günlük farklar 33 yılda bir yıllık fark oluşturur.)
- Miladi Takvimden Hicri Takvime Çevirme:
Miladi Takvimden Hicri Takvime Çevirme İşlemi
Formülü:
1. işlem: MY- 622=X
2.İşlem: X /33= Y
3. İşlem: X + Y= Hicri Yıl
Miladi 1998 yılını Hicri takvime çevirmek.
Miladi=1998 Hicri=?
1998 – 622 = 1376
1376 ÷ 33 = 41,7 (yaklaşık 42) 1376 +42 = 1418
(Hicri yıl ile miladi yıl arasında 11 günlük fark vardır.
11 günlük farklar 33 yılda bir yıllık fark oluşturur.)
—Miladi Takvimden Rumi Takvime Çevirme:
Miladi 29 Ekim 1923 yılını rumi yıla çevirmek.
Rumi=?
29 Ekim 1923
- 13 gün 584_______________
16 Ekim 1339
(İki takvim arasında 13 gün 584 yıl fark vardır.
Bu nedenle verilen miladi tarihten 13 gün 584 yıl çıkarılır.)
-Rumi Takvimi Miladi Takvime Çevirme
SORU: Rumi 31 Mart 1325 , Miladi=?
31 Mart 1325
+ 13 584 İki takvim arasında 13 gün 584 yıl fark vardır
________________
13 Nisan 1909 istenen miladi yıl.
İşlemin açıklaması; Rumi yıl ile miladi yıl arasında 13 gün 584 yıllık fark vardır. Bu nedenle, verilen rumi yılın üzerine 13 gün 584 yıl ilave edilerek istenen miladi yıl hesaplanır.
-Acemi oğlanı : Acemi ocağına yeni alınmış,henüz eğitim görmekte ve yetişmekte olan genç yeniçeri adayı.
-Arz odası : Padişahların devlet büyüklerini ve yabancı elçileri kabul edip dinledikleri oda.
-Askeri Rüşdiye : Askeri ortaokul.
-Babıâli : ( Yüksek kapı anlamında) Osmanlılarda Sadaret (Başbakanlık),Dahiliye ve Hariciye (İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı) ve Şurayı Devlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu bina.
-Berberbaşı : Saray berberlerinin başı,yöneticisi.
-Beylerbeyi : Genel vali,Sancak beylerinin başı.Osmanlı imparatorluğunun Asya kıtasındaki sancak beylerinin başına “Anadolu Beylerbeyi”,Avrupa kıtasındaki sancak beylerinin genel valisinide “Rumeli Beylerbeyi” denirdi.
-Çelebi : Efendi,kibar,görgülü ve ince kişi.Eskiden “bay”yerine kullanılan bir ünvan.
-Darül kurra : Cami,mescit gibi yerlerin hemen yanında yapılan kuran okuma yeri.
-Darüşşafaka : Eski “Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye”(İslami Eğitim Cemiyeti) tarafından kurulmuş olan yetimler okulu.
-Defterdar : Osmanlı devletinin maliye işlerine bakan kişi, Devletin çeşitli resmi kurumlarının maliye işlerine bakan görevliler.
-Defter Emini : Osmanlılarda Defter-i Hakani idaresinde (Tapu ve kadastro genel müdürlüğü) çalışan ve tapu işlerine bakan yüksek görevli.
-Derviş : Tarikatlardan birine bağlı olan ve tekkede çile ile uğraşan,giyim ve yaşayışında tarikatının adetlerini güden kişi.
-Devşirme : Yeniçeri ocağına alınan gayri müslim çocuklar.
-Divan : Padişah ile devlet büyüklerinin bir araya gelerek devlet işlerini görüşmek üzere yaptıkları toplantı.
-Divanı Hümayun : Padişahın başkanlığında toplanan ve sadrazam,şeyhülislam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin katıldığı ve devlet işleri ile halkın sorunlarının görüşüldüğü meclis.
-Ebced hesabı : Arab alfabesindeki her harfin bir sayıyı göstermesi kuralı ile harflerden seçilerek düzenlenmiş anlamlı dizilerle bir olayın meydana geldiği yılı belirtme yolu.
-Enderun : Saray teşkilatı.
-Erkânı harb : Kurmay sınıfından olan yüksek rütbeli asker.
–Hafız : Kur’an’ı ezberlemiş olan kişi.
-Harbiye Nezareti : Osmanlılarda milli savunmanın kara kısmı ile uğraşan nezaret.
-Harem-i Hümayun : Sarayların kadınlara mahsus olan kısmı,Harem dairesi.
-Hattat : Mesleği Arap harfleri ile güzel yazı yazmak olan kimse.
-Hazine-i Hassa : Padişahın şahsi gelir ve malları.
-İmaret : Çoğunlukla bir cami bünyesinde yapılan, bazen bir camiden ayrı olarakta oluşturulan ve fakirlere özellikle yemek yardımı yapmak amacı ile kurulan ve vakıf niteliğinde olan kuruluş.
-Kadı : İslam hukuku olan şeriat’a göre hüküm veren yargıç.Tanzimata kadar askeri davalarla devleti ilgilendiren davalar hariç tüm davalara bakmışlardır.Tanzimattan sonra ise yalnızca evlenme,boşanma,nafaka ve miras davalarına bakmışlardır.Kadılık müessesesi medeni kanunla kaldırılmıştır.
-Kapıkulu : Osmanlı devletinde Padişahın kumandası altındaki piyade ve süvari sınıfından olan ve bahşiş ve ulufe ile geçinen askerler.
-Kaptan-ı Derya : Donanmanın başı,deniz kuvvetleri baş kumandanı.-Kaside : Onbeş ila yüz beyitten oluşan ve tek kafiye düzenine göra kurulan ve ünlü kişilere övgü niteliği taşıyan nazım eser.
-Kazasker : En yüksek ilmi rütbe,günümüzün adalet bakanı.İmparatorkuğun Asya ve avrupa bölümlerindeki kadıların başı (Rumeli Kazaskeri,Anadolu Kazaskeri.)Kadı ve müderrislerin atama ve tayin işleri ile ordu mensupları ile ilgili davalara ve devleti ilgilendiren davalara bakmaktan sorumlu olan kişi.
-Kıble taşı : Açık alanlarda oluşturulan namazgahlarda kıblenin yönünü belirtmek için dikilen taş.
-Külliye : Medrese,hamam,imaret,şifahane ve çarşı gibi ek yapıları ile birlikte inşa edilen cami.
-Mahlas : Eskiden bir şiirin son beytinde kullanılması adet olan,şairlerin kullandığı takma ad.
-Medrese : Gelenek ve görenekçi usullerle eğitim yapan ve özellikle din ve hukuk adamı yetiştiren ve genellikle külliye şeklindeki camilerin bünyesinde yer alan ve bir avlu etrafına dizilmiş çok sayıda odadan oluşan okul.
-Mescit : İçinde cuma namazı ve bayram namazı kılınmayan küçük mahalle cami.
-Mevlevihane : Mevlevilik tarikatına bağlı olanların, tarikat kurallarına göre toplandıkları ve içinde özel odaları ve tören yerleri bulunan bina.
-Mihrap : Camilerde kıble yönünde bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer.
-Molla : Büyük kadı, kadı’nın bir üst derecesi,eyalet kadısı.
-Mutasarrıf : Osmanlı yönetimindeki sancakların ( Vilayet ile kaza arasındaki yer.) en büyük mülki ve idari amiri. Derece olarak kaymakamdan büyük validen küçüktürler.
-Muvakkithane : Saat imali ve tamiri yapılan yer.
-Müderris : Eskiden medresede öğretmen,sonraları profesör anşamında kullanılmıştır.
-Müşir : Osmanlılarda askerlikte en yüksek rütbe,mareşal.
-Reis-ül küttap : Tanzimattan önce Osmanlı imparatorluğunun dışişleri bakanına verilen ad.Sonraları Divanı hümayun’da yazı işlerini yürüten kalemlerin ve katiplerin şefi..
-Sadrazam : Osmanlılarda padişahtan sonra gelen ikinci adam,en yetkili devlet görevlisi.Günümüz başbakanı.
-Serasker : Padişah ve sadrazam sefere çıkmadığı zaman ordunun başında seferi yöneten vezire verilen ünvan. / 1826 yılında yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra kurulan Asakiri Mansurei Muhammediye ordusunun kumandanı..
-Sıbyan mektebi : Osmanlılarda ilköğretim okulu.
-Sipahi : Kapıkulu süvarilerinin birinci bölüğünü oluşturan askeri ocak.
-Solak : Osmanlı kapıkulu teşkilatı bünyesinde yer alan ve görevi padişahın muhafızlığını yapmak olan koruma görevlisi.
-Su nazırı : Su işlerinin organizasyonundan sorumlu olan ve devşirme ve acemi oğlanlarından
-Şehzade : Padişah oğlu veya padişah ailesinden olan diğer erkeklerin oğullarından biri.
-Şehremini : Şehremaneti teşkilatının (Belediye) başında olan kişi.
-Şeyh : Tekke başkanı,tarikat lideri.
-Şeyhülislam : Osmanlılarda kabinede sadrazamdan sonra yer alan ve din işleri ile birlikte dünya işlerinede dini bakımdan karışan kimse..
-Tarikat : Tasavvufa dayalı olan çeşitli islam doktrinlerine verilen ad.
-Tekke : Belli bir tarikata üye olan kişilerin toplanıp ayin yaptıkları yer.
-Tuğra : Padişahın adının yazılı bulunduğu ve karmaşık yazı tekniği ile yazılmış olan sembol.
-Türbe : İçinde çoğunlukla ünlü kişilerin gömülü bulunduğu anıtsal mezar.
-Türbedar : Türbede hizmet gören ve türbeyi bekleyen kimse.
-Vakıf : Bir hizmetin sürekli yapılabilmesi için belli koşullarla resmi bir yoldan herhangi bir kimse tafından bırakılan mülk yada para.İlgili hizmet bu mülk yada paranın getirisi ile halka bedelsiz sunulur ve vakfın idaresi mütevelli denen bir kişi tarafından yürütülür.
-Valide Sultan : Padişah annesi.Padişah tahta çıkınca anasıda valide sultan ünvanını alır ve eski saraydan bir tören ile Topkapı sarayındaki özel dairesine taşınırdı.
-Yeniçeri : Orhan Gazi tarafından kurulan piyade sınıfı asker ocağının erleri.Başlangıçta çok başarılı hizmetler gören yeniçeri ocağı zamanla dejenere olmuş ve defalarca baş kaldırarak devletin başına dert olmuştur. Yeniçeri ocağı 1826 yılında II.Mahmud tarafından başka bir askeri ocak kurularak ( Nizami cedid) ortadan kaldırılmıştır.
-Zaviye :Küçük tekke.
-Keban-Atatürk ve Karakaya barajları FIRAT NEHRİ üzerindedir.
• Rüzgarın hızını ölçen cihaz ANEMOMETRE
• Yurtdışı yolculuklarda kullanılan belge PASAPORT
• Osmanlı devletinin ilk başkenti SÖĞÜT
• Doğu Karadeniz bölgesini Doğu Anadolu Bölgesine bağlayan geçit ZİGANA
• Dünya sağlık örgütü WHO
• Birleşmiş milletler örgütü UNO
• Uluslar arası para fonu IMF
• Uluslar arası çalışma örgütü ILO.
• Akdenizin en büyük adası GİRİT
• İstanbula ilk Türk Bayrağını diken ULUBATLI HASAN
• Taştan yapılmış tabut şeklinde olan sanduka, kabir veya mezara LAHİD
• Birleşmiş Milletler Teşkilatı UN
• Doktorların hastalarının vücutlarını dinlediği cihaz STETESKOP
• Ramazan ayında cami minareleri arasına çekilen ışıklı ve şekilli yazılar MAHYA
• Tarihte ilk yazıyı SÜMERLER
• Nemrut Krater Gölü BİTLİS
• Dünyanın en yüksek dağı EVEREST
• Dünyanın en uzun ırmağı NİL
• Dünyanın en büyük gölü HAZAR
• Dünyanın en büyük mağarası MAMMOTH
• Dünyanın en büyük okyanusu BÜYÜK OKYANUSU (PASİFİK)
• Dünyanın en büyük kıtası ASYA
• Türkiyenin uç noktaları: Kuzey-Sinop inceburun
• Güney-Hatay
• Batı-İmroz
• Doğu-Küçük Ağrı
• Şahname adlı eserin sahibi FİRDEVSİ
• Eskişehirde çıkarılan taş LÜLETAŞI
• Ney üfleyen kişiye NEYZEN
• Mevlana anma törenlerine ŞEB-İ ARUZ
• G-7 olarak bilinen ülkeler; JAPONYA, KANADA, AMERİKA, İNGİLTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA
• Tarihi Hattuşaş kalıntıları ÇORUM
• Basra Körfezi ile Umman Körfezini bağlayan boğaz HÜRMÜZ BOĞAZI
• Osmanlılarda Müslüman olmayanlardan alınan vergi CİZYE
• Son Osmanlı padişahı VAHDETTİN
• Son Osmanlı padişahının mezarı SURİYE-ŞAM
• Eski Mısır kralları FİRAVUN
• Kutlsal kitabımız Kuran Hz. EBUBEKİR zamanında kitap haline getirildi. HZ. ÖMER zamanında ise çoğaltıldı.
• Sevgili peygamberimizi görmüş, onun sohbetlerinde bulunmuş şahıslara SAHABE-ASHAB denir.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i övmek için yazılan şiire Natı Şerif denir.
-Keçeli Halil adında bir zat, yemeği canı istediği bir şeyin parasını bir kenara ayırarak sonunda
biriktirdiği bu paralarla bir mescit inşa ettirmiştir. Bu mescid, Sanki Yedim Mescidi. Fatih Camisinin Doğusunda
- Fransa ile İngiltere’yi bir birine bağlayan tünelin adı , Manch Tüneli
- Almanya’da bulunan minareli en büyük cami, Mannheim’de (2500 kişilik)
-Türkiye’nin en büyük gölü ,Van Gölü
-Türkiye’nin yüzölçümü ,779.452 kilometre karedir.
-Türkiye’de bulunan iki akarsuyun adı, Dicle ve Fırat
-Dünyanın en uzun nehrinin adı ,Nil nehri (Afrika kıtasında)
- İspanya’da geçmişte kurulmuş olan İslam devletinin adı ,Endülüs Emevi Devleti
-İslami yılbaşı Muharrem ayı ile başlar.
• Birleşmiş milletler güvenlik konseyinin beş daimi üyesi: ABD, RUSYA, İNGİLTERE, FRANSA, ÇİN
• Camilerin çevresinde yapılmış, medrese, kütüphane, hamam, sebil, hastane gibi kurumların tümüne KÜLLİYE denir.
• Karadeniz Bölgesinin doğusunda bulunan sıradağlar KOP
• Türk ceza kanunu İTALYAdan örnek almıştır.
• Arap yarımadasında Mekke ve Medineden oluşan bölge HİCAZ
• Hristiyan inancına göre Hz. İsanın yeniden dirildiğine inanılan günde yapılan bayrama PASKALYA
- Müslümanların dünyadaki nüfusu ,Yaklaşık 1,5 milyar kadar, dünya nüfusunun dörtte biri kadar
-Günümüzde nüfusu en fazla olan İslam ülkesi , Endonezya
-Ravza-i Mudahhara ,Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mübarek kabirleri ile minberi arasındaki yerin adı
-Hicri takvim ile Miladi takvim arasındaki fark ; Hicri Takvim; Peygamberimiz (s.a.v.)’in hicretiyle başlar, hesaplamalar aya göredir.Miladi takvim; Hz. İsa (a.s.)’ın doğumuyla başlar, güneşe göre ayarlanmıştır.
-Aya ilk defa ,1969 yılında Neil Armstrong ayak bastı.
-Uluslararası Adalet Divanını bulunduğu şehrin adı , Lahey (Den Haag)
-Osmanlı İmparatorluğunda Tazminat fermanının ilan edilmesinden sonra, Ahmet Cevdet Paşanın başkanlığında
oluşturulan bir komisyon tarafından hazırlanan, yurttaşlık haklarıyla ilgili İslami esaslara dayalı kanunlara Mecelle denir.
-Adaletiyle ün salmış II. İslam halifesi HZ. ÖMER
• Atlas okyanusunu Büyük okyanusa bağlayan kanal PANAMA.
• İlk dünya haritasını çizen denizci PİRİ REİS,
• Akdenizle Kızıldenizi birbirine bağlayan kanal SÜVEYŞ KANALI
• Özbekistanın başkenti TAŞKENT,
• İlk resmi gazete TAKVİM-İ VAKAYI
• Gap ta 27 baraj vardır.
• Ülkemizde özel televizyon yayınları 1990 yılında başladı.
• Hicret, HZ. ÖMER zamanında olmuştur.
• Divan şiirinin ölçüsü ARUZ
• Mevlananın hocası ve en yakın arkadaşı ŞEMS-İ TEBRİZİ
• Suyun kaldırma kuvvetini keşfeden bilim adamı ARŞİMED
• Dünyanın en uzun tüneline sahip ülke İSVİÇRE
OSMANLI TARİHİ (4)
- Belgrat Antlaşmasının (1739) önemi nedir?
Osmanlılarla-Rusya ve Avusturya arasında olmuştur.
İki büyük Avrupa Devletine karşı kazanılan başarı Osmanlı Devletinin hala güçlü bir devlet olduğunu göstermiştir.
Bu antlaşma Osmanlı Devletinin 18.Yüzyılda imzaladığı son kazançlı antlaşmadır.
Kazanılan başarıda Humbaracı Ahmet Paşa’nın ordudaki reformları etkili olmuştur.
Antlaşmanın imzalanması sırasında Fransa’nın arabuluculuk yapması sonucu daha önce 1535′de verilen kapitülasyonlar 1740 yılından itibaren sürekli hale gelmiştir
- Küçük Kaynarca Antlaşmasının(1774) önemi nedir?
Osmanlı-Rusya arasında olmuştur.
Osmanlı Devletinin 18.Yüzyılda imzaladığı en ağır antlaşmadır.
Kırım bağımsız olmuştur. Not:Halkı müslüman olan bir ülke ilk defa devletten ayrılmıştır.
Karadeniz Türk gölü olmaktan kesin olarak çıkmıştır.İstanbul ve boğazlar Rus tehdidi altına girdi.
Rusya Osmanlı Devletindeki Ortadoksların haklarını koruma bahanesiyle Osmanlının iç işlerine karışma imkanı bulmuştur.
Ruslar ilk kez kapitülasyonlardan faydalanmaya başladılar.
Osmanlı Devleti ilk defa savaş tazminatı vermiştir.
- Ziştovi Antlaşmasının (1791) önemi nedir?
Osmanlı-Avusturya arasında olmuştur.
Bu antlaşma ile Kanuni devrinden beri devam eden Osmanlı -Avusturya savaşları kesin olarak sona erdi.
36. Yaş Antlaşmasının (1792) önemi nedir?
Osmanlı-Rusya arasında olmuştur.
Osmanlı Devleti Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu resmen kabul etti.
Yaş antlaşması ile Osmanlı Devletinin yıkılış dönemi başladı.
-İstanbul Antlaşması(1724) önemi nedir?
Ruslar’ın İran’daki taht kavgalarından faydalanarak Kafkasya’ya girmesi , Osmanlı Devletini harekete geçirmiştir. Rusya’nın İran’ı işgal etmesini istemeyen Osmanlı ordusu harekete geçmiştir. Kafkasya’da iki ordu karşı karşıya gelmiştir..Fransa’nın araya girmesiyle İstanbul antlaşması imzalanmıştır.Böylece İran’ın Kuzeyi ve batısı Osmanlılarla Ruslar arasında paylaşılmıştır.
İran yapılan bu antlaşmayı tanımadığını bildirmiştir.Ve Osmanlı Devletine savaş açmıştır. Osmanlı -İran savaşları 1746 yılına kadar devam etmiştir. 1746 Yılındaki bu antlaşmayla Osmanlı -İran savaşları kesin olarak sona ermiş ve 1639 Kasr-ı Şirin antlaşması şartları aynen kabul edilmiştir.Günümüze kadar sürecek barış dönemi başlamıştır.
OSMANL TARİHİ(5)
- Lale Devri Islahatları(1718-1730):
1718 Pasarofça antlaşması ile başlayıp 1730 Patrona Halil İsyanıyla sona eren devire Lale Devri denir.
Padişah III.Ahmet , sadrazam ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşadır.
Bu dönemde Avrupa’ya ilk kez geçici elçiler gönderilmiştir.
İlk kez matbaa kuruldu.(1727). İlmi eserlerin basımına izin verildi.Ancak dini eserler elle yazılmaya devam etti.
İlk kez Yalova’da kağıt fabrikası açıldı.
İlk kez itfaiye bölüğü kuruldu.
İlk kez İstanbul’da kumaş fabrikası ve çini atölyesi açıldı.
Sivil mimari gelişmiştir. Bir çok saray, köşk,kasır, çeşme , kütüphane yaptırılmıştır.
Pek çok doğu klasiği Türkçe’ye çevrilmiştir.
Resim ve minyatür de gelişmiştir.
III.Mustafa Devri Islahatları(1757-1774 )
Baron dö Tott Avrupa’dan getirtilerek yeni bir topçu ocağı kuruldu. Sürat topçuları adı verilen ocak kuruldu.
Deniz Mühendishanesi açıldı.
Hendesehane açıldı.Denizcilik ve topçuluk dersleri verildi.
I.Abdülhamit Devri Islahatları (1774-1789)
Ordunun subay ihtiyacını karşılamak için istihkam okulu açıldı.
İngiltere ve Fransa’dan gemi yapım ustaları getirildi.
Haliç, Karadeniz ve Ege Denizinde tersaneler yapıldı.
III.Selim Dönemi Islahatları(1789-1807)
Nizam-ı Cedit adıyla bir ordu kuruldu.
Nizam-ı Cedit ordusunun ihtiyaçlarını karşılamak için İrad-ı Cedit adıyla bir hazine kuruldu.
Avrupa’nın önemli başkentlerinde sürekli elçilikler kuruldu.
Fransızca ilk kez okullarda yabancı dil olarak okutulmaya başladı.
Yeniliklere karşı olan Yeniçeriler ile bazı halk kitlesi Kabakçı Mustafa önderliğinde ayaklandı.(1807) III.Selim tahttan indirildi. Yerine IV.Mustafa getirildi. Nizam-ı Cedit ordusu dağıtıldı.
OSMANLI TARİHİ NOTLARI (1)
-İstanbul Osmanlı Devletinin başkenti oldu. II.Mehmet’e Fatih ünvanı verildi.
Osmanlı Devletinin kuruluş dönemi sona erdi.Yükselme dönemi başladı.
-.Fatih döneminde Balkanlarda fethedilen yerler ´:Sırbistan(1459), Mora yarımadası(1460), Eflak(1462), Boğdan(1476),Bosna(1463),Hersek(1465), Arnavutluk (1479)
-Karadeniz’in Türk gölü haline gelmesini sağlayan fetihler :Fatih zamanında; Amasra’nın fethi(1459), Sinop’un alınması(1460), Trabzon’un alınması (1461), Kırım’ın alınması (1477) gerçekleşmiştir.II.Bayezıt zamanında ise Kili ve Akkerman kaleleri alınarak Karadeniz tamamen Türk egemenliğine girdi.Kili ve Akkerman kalelerinin alınmasıyla Kırım ile karadan sınırımız oluşmuştur.
-Kırım’ın fethinin sonuçları nelerdir.? Karadeniz Türk gölü haline geldi. Karadeniz ticaret yolu tamamen Osmanlıya geçti.
-Fatih döneminde Ege Denizinde fethedilen adalar:İmroz,Taşoz,Bozcaada,Limni,Midilli,Eğriboz,Gökçeada,Sisam,Semadirek adaları alınmıştır.
-Preveze Deniz Savaşı’nın önemi nedir.?(1538)
Haçlı donanması Osmanlı donanmasına yenilmiştir.Osmanlı devleti büyük zafer kazanmıştır. Akdeniz Türk gölü haline gelmiştir.Akdenizde Türk üstünlüğü kesinleşti.
-.Kıbrıs’ın fethinin önemi nedir.?(1571)
Doğu Akdeniz’in güvenliği sağlanmıştır.İnebahtı deniz savaşına neden olmuştur.
-.İnebahtı Deniz Savaşının önemi nedir.?(1571)
Osmanlı Devleti’nin denizlerde aldığı ilk büyük yenilgidir .Preveze deniz zaferiyle elde edilen üstünlük gitmiştir.Ancak herhangi bir yeri kaybetmedik.Donanmamız yakıldı ama kısa zamanda yenisi yapılmıştır.
OSMANLI TARİHİ NOTLARI (2)
-.Mohaç Meydan Savaşının Önemi Nedir.?(1526)
Kanuni Macarlara karşı büyük bir zafer kazanmıştır.Kanuni Macaristan krallığına Erdel Beyi Yanoş’u getirdi.
-. Kanuni Dönemi Bazı Fetihleri
Belgrad’ın fethi(1521)
Rodos’un fethi(1522): Bu fetihle Anadolu,Mısır ve Suriye ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır.
Sakız adasının fethi(1566)
-Otlukbeli Savaşının(1473) önemi nedir.?
Fatih ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılmıştır.Akkoyunlu devleti yenilerek çok zayıflamıştır.1501 yılında da yıkılmıştır.Osmanlı Devleti doğu sınırlarını güvence altına almıştır.
-Karamanoğullarına ne zaman kesin olarak son verilmiştir.?
II.Bayezıt zamanında
.Çaldıran Savaşının(1514) önemi nedir.?
1. Doğuda en büyük tehlike olan Safevi devletini Osmanlı Devleti bu savaşla yenerek etkisiz hale getirmiştir.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri Osmanlıya geçmiştir.Sefer dönüşü Dulkadiroğulları Beyliği alınmıştır.Bu beyliğin alınmasıyla Anadolu Türk birliği kesin olarak sağlanmıştır.
-Mercidabık Savaşının (1516) önemi nedir?
Memlüklerle Osmanlılar arasında yapılmıştır.Osmanlı Devleti bu savaşı kazanmıştır.Böylece Suriye ve Filistin
Osmanlı Devletine katılmıştır.
-Ridaniye Savaşının (1517) önemi nedir.?
Memlüklerle Osmanlılar arasında olmuştur.
Memlük Devleti yıkıldı ve Mısır Osmanlı topraklarına katıldı.
Hicaz Emirliği (Mekke ve Medine ) Osmanlı yönetimine katıldı.
Kutsal emanetler İstanbul’a getirildi.
Halifelik Osmanlılara geçti.
Baharat yolu Osmanlıya geçti.
-.Amasya Antlaşmasının (1555) önemi nedir.?
Osmanlı Devleti ile İran arasında yapılan ilk siyasi antlaşmadır.
-.Ferhat Paşa (İstanbul) Antlaşmasının (1590) önemi nedir.?
Osmanlılarla İran arasında yapılmıştır.
OSMANLI TARİHİ NOTLARI (3)
-Kasr-ı Şirin Antlaşmasının (1639) önemi nedir?
Bu antlaşma ile Türkiye-İran sınırı büyük ölçüde çizilmiş ve günümüze kadar fazla değişmeden gelmiştir.
-Zitvatorok Antlaşmasının (1606) önemi nedir?
Osmanlı Devleti 1533 İstanbul antlaşması ile Avusturya’ya karşı elde ettiği üstünlüğünü kaybetti.Böylece Avusturya kralı Osmanlı padişahına denk oldu.Ayrıca Kanije,Estergon,Eğri kaleleri Osmanlılara geçti.
-.Hotin Antlaşmasının (1621) önemi nedir?
Lehistan ile Osmanlı Devleti arasında yapılmıştır.Hotin kalesinin kuşatılması sırasında Yeniçeriler gevşek davranmışlar ve kale alınamamıştır.II.Osman(Genç) bu yüzden Yeniçeri ocağını kaldırmayı düşünmüştür ve Yeniçeriler tarafından öldürülmüştür.
-.Bucaş Antlaşmasının (1672) önemi nedir?
Lehistanla Osmanlı Devleti arasında yapılmıştır.
Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti Batıda en geniş sınırlara ulaşmıştır.
Osmanlı Devletinin topraklarına toprak kattığı son antlaşmadır .
-Karlofça Antlaşmasının (1699) önemi nedir?
Osmanlı Devleti ile Lehistan,Venedik ve Avusturya arasında yapılmıştır.
Osmanlı Devleti ilk defa toprak kaybetti.
Sakarya savaşına kadar sürecek geri çekilme başladı.
Osmanlı Devletinde Duraklama devri bitti.Gerileme dönemi başladı .
-İstanbul Antlaşmasının (1700) önemi nedir?
Rusya ile Osmanlı Devleti arasında yapılmıştır.
Rusya’nın azak kalesini almasıyla tarihinde ilk kez Karadenizde kıyısı olmuştur.
Rusya İstanbul’da daimi elçi bulundurabilecek
28.Osmanlı Tarihinde İlk Defa Devlet Bütçesini Hazırlayarak Mali Düzenlemeler Yapan Sadrazam Kimdir?
Tarhuncu Ahmet Paşadır.
-17.Yüzyılda Bazı Şartlar İleri Sürerek İş Başına Gelen Ünlü Sadrazam Kimdir?
Köprülü Mehmet Paşadır .
-Koçi Bey Kimdir?
17.Yüzyılda 1V.Murat zamanında yaşamış ünlü bilgindir.1V.Murat tarafından duraklamanın nedenlerini ve çarelerini araştırması için görev verilmiştir.Koçi Bey duraklamanın nedenlerini anlatan risaleleriyle(raporlarıyla) ünlü bilim adamıdır.
-Prut Antlaşmasının(1711) önemi nedir?
Osmanlı Devleti 1700 Yılındaki İstanbul antlaşmasıyla kaybettiği yerleri Ruslardan geri aldı.
Ruslar İstanbulda sürekli elçi bulunduramayacaktı.
- Pasorofça Antlaşmasının(1718) önemi nedir?
Osmanlılarla-Venedik ve Avusturya arasında olan bir antlaşmadır.
Osmanlı Devleti Karlofça ile Venediklilere kaptırdığı yerleri geri almak için başladığı savaştan yenilgiyle ayrıldı ve yeni yerleride kaybetti.
Çelebi Mehmet zamanında başlayan Osmanlı-Venedik savaşları kesin olarak sona erdi.
Osmanlı Devletinde bu antlaşmayla Lale devri (1718-1730) başlamıştır.
1- Ceza mahkemelerinin temyizi YARGITAY dır.
2- Osmanlıda ilk kağıt paranın adı KAİME dir.
3- 1. Dünya savaşı 1914 te başladı.
4- Yeniçeri Ocağını II. Mahmut kaldırmıştır.
5- Kanuni Sultan Süleyman ZİGETVAR savaşında ölmüştür.
6- Padişahların imzasına TUĞRA denir.
7- 20 YTL arkasında Efes Antik Kentin resmi vardır.
8- Osmanlı İmparatorluğu 1299 da kurulmuştur.
9- II. Meşrutiyet 1908 de başlamıştır.
10- KIBRIS 1571 de Osmanlı Egemenliğine girmiştir.
11- Osmanlı İmparatorluğunda toplam 36 Padişah tahta geçmiştir.
12- Akdeniz’i Atlas Okyanusuna bağlayan boğaz CEBELİ TARIK tır.
13- Dünyada Toplam 180 Paralel vardır.
14- Dünyada en fazla heykeli yapılan hayvan AT tır.
15- Deniz ticaretinde yük taşıma bedeline NAVLUM denir.
16- Moğolistan’ın başkenti ULAN BATUR dur.
17- Farmakoloji İLAÇ bilimidir.
18- KATARAKT Göz merceğinin saydamlığını yitirme hastalığıdır.
19- 1937 yılında , yaklaşan II.Dünya Savaşı tehlikesi karşısında kurulan,Türkiye,İran,Irak ve Afganistan’ın oluşturduğu birliğin adı SADABAT PAKTI dır.
20- Hicri Takvim AY’a dayalı bir takvimdir.
21- Dicle, Basra Körfezine dökülür
22- En büyük gezegen Jüpiter dir.
23- Gediz Egeye dökülür.
24- Türk Edebiyatının bilinen ilk eseri ORHUN YAZITLARI dır.
25-Peyami SAFA Server BEDİ lakabıyla kitap yazmıştır.
26-İlk trafik ışıkları LONDRA kullanılmıştır.
27- Azerbaycan’ın para birimi MANAT ‘tır.
28- Venüs gezegeninin diğer adı Zühre ‘dir.
29- Kur’anı Kerim 23 yılda inmiştir.
30-Musevilerin taktığı başlığa KİPPA denir.
31- Atilla İLHAN nın ilk romanının ismi SOKAKTAKİ ADAM dır..
32-Dünyanın en yüksek yeri Everest tir.
33-Köy enstitülerinin kuruluşuna önayak olan zamanın tanınmış milli eğitim bakanı Hasan Ali YÜCEL ‘dir.
34-Gösterilmesinden sonra, yazarı olan Namık Kemal’in Malta adasına sürülmesine neden olan tiyatro oyununun adı Vatan yahut Silistre dir.
35-Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu olarak nitelenen I. Mehmet’in takma adı Çelebi’dir.
36- Kanser hastalığı ile ilgilenen bilim onkoloji dir.
37- TBMM seçimleri 4 yılda bir yapılır.
38-Deniz seviyesinden 300 metreden fazla daha aşağı konumda bulunan dünyanın en alçak gölü LUT dur.
39- İshak PAŞA sarayı Ağrı ilinin sınırları içindedir.
40- Sümela Manastırı Trabzon ili sınırları arasındadır.
41- İstanbul’u ilk kuşatan Yıldırım Beyazıt TIR.
42- Fırat ile Diclenin birleştiği yere Şattül arap denir
43- i pek böceğinin anavatanı ÇİN dir.
44- Noterler Adalet bakanlığına bağlı çalışırlar.
45- Türk devletinin kapitülasyonlardan kurtulmasını sağlayan antlaşma Lozan dır.
46-Osmanlı İmparatorluğu’nda en uzun süre tahtta kalmış padişah olan Kanuni Sultan Süleyman, 46 yıl hükümdarlık yapmıştır
47- Meriç nehri ege denize dökülür.
48- Güneş sisteminde 9 gezegen vardır.
49- Güzel yazı yazma sanatı ya da hat sanatı KALİĞRAFİ
50- Karain mağarası Antalya’dadır.
52- Tarihi KULA EVLERİ MANİSADADIR.
53-Türkiye ve Yunanistan’ı ayıran nehrin adı Meriç tir.
54-Fırat ve Dicle nehirleri Basra Körfezi ne dökülür.
55-Kanada’nın başkenti OTTAVA dır.
56-Devlet adamı yetiştiren okullara ENDERUN denir
57–100 YTL’nin arka yüzünde İshak Paşa Sarayı vardır.
58- Tanzimat Fermanı 1839 tarihte ilan edilmiştir
59-1938′de kurulan bağımsız Hatay Devleti’nin cumhurbaşkanı Tayfun SÖKMEN dır.
60- Lale Devri Patrona Halil İsyanı ile bitmiştir.
61- Dünyanın en büyük gölü HAZAR gölüdür.
62- Türkiye’deki en uzun akarsu KIZILIRMAK tır.
63-Türkçeyi resmi dil ilan eden ilk Türk beyliği Karamanoğullarıdır.
64-Uluslar arası adalet divanı LAHEY dedir.
65- Dicle ile Fırat arsındaki bölgeye Mezopotamya denir.
66- Osmanlı devletine ilk matbaa Lale Devri döneminde gelmiştir.
67- Türkiye sınırlarındaki en uzun ırmak Kızılırmak tır.
68- Bir yazarın bütün eserlerini içeren diziye Külliyat denir.
69- Kişinin kendine hayran olmasına Narsizm denir.
70- İkinci Müslüman Türk Devleti Gaznelileler dir. Adını Kurulduğu şehirden almıştır. Kurucusu Alp Tekindir.
71- Karain, Beldibi, Belbaşı mağaraları Antalya ilimizdedir
72- Karadeniz Bölgesinin en yüksek dağı Kaçkar Dağıdır.
73-Osmanlı devletinde donanma komutanına Kaptan_ı Derya denirdi.
74-M.S.79 yılında patlayan Vezüv yanardağının yok ettiği ünlü antik şehir Pompei dir.
75-Fatih Sultan Mehmet Avni lakabıyla şiirler yazmıştır.
75-Mercidabık bugünkü Gazianteptir.
76-Tebriz Bağdat’ın eski adıdır.
77- Zargana balığını kılçığı yeşildir
78- THK ilk kurulduğunda adı Türk Teyyare Cemiyeti idi.
79- Piri Reis ilk dünya haritasını 1513 yılında yapmıştır
80- Damlataş mağarası Alanya dadır
81-Darulfinun Üniversite demektir.
82- Hiyeroglif yazıyı ilk Mısırlılar kullanmıştır.
11
Şubat
2012
a) Toplumda Dikkat Edilmesi Gereken Genel Kurallar:
Bir toplumun oluşmasında ve gelişmesinde, o toplumu meydana getiren insanlar arasında uygulanan Görgü kurallarının önemli bir yeri vardır. Toplum genel görgü kurallarına uymayanlara cahil, bencil , kaba, saygısız ve saire sıfatlarla tanımlar ve kınar.
Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri; terbiyeli, saygılı, nazik ve saire şeklinde nitelemek mümkündür.
Bu kurallar toplumdaki uygarlık düzeyinin de göstergesi olabilir. İnsanın bencil, kaba düşüncelerden sıyrılarak, başkalarına karşı davranışlarını bir düzene koyması , onun duyarlı ve nazik olmasını sağlar. Bu da insanların birbirleriyle olan ilişkilerini sağlıklı ve tutarlı olmasına neden olur.
Görgü kurallarını öğrenmenin bir okulu yoktur. Görgü kuralları, bir toplumun ayrı ayrı bölgelerinde farklı olduğu gibi değişik uluslarda da farklılıklar gösterir.
İnsanlar, toplum içinde bir arada yaşamak zorunda olduğuna göre, davranışlarında da göz önünde bulundurmaları gereken kurallar vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.
-Hoşgörülü ve iyimser olmak;
-Olgun bir kişiliğe sahip olmak için çaba göstermek;
-Eleştiriyi yerinde ve zamanında yapmak;
-Giyime önem vermek, Giysinin mevki yer ve zamana uygun olmasına özen göstermek;
-Başkalarını rahatsız edici davranışlardan sakınmak;
-Verilen sözü tutmak;
-Ziyaretin kısa ve zamanlı olmasına özen göstermek;
-Oturuş ve kalkışlarda hareketlere özen göstermek;
-Gerektiğinde özür dilemesini bilmek;
-Özel konuşma yapanların yanına gitmemek;
-Uygun olmayan el ve sözlü şakalardan kaçınmak;
-Ağız kokularına dikkat etmek.Bu hususta insanları rahatsız etmemek.
b) Giyinme Konusunda Dikkat Edilmesi Gereken Genel Görgü Kuralları:
İnsanlar, bulundukları iklim şartlarına, çevrenin örf ve adetlerine, bütçelerine göre giyinirler.
Toplumsal hayatın her alanında, her sosyal faaliyette, insanlar, giyim kuşamlarıyla kabul görürler. Kıyafet iyi bir tavsiye mektubudur. Sözünden esinlenerek, insanlar; görgülü, zevkli, nazik, kültürlü ve ağır başlı vb. izlenimleri karşı tarafa yansıtacak şekilde giyinmeye özen göstermelidirler. Aksi mesajlar verecek giyim ve kuşamdan kaçınmalıdırlar.
İnsanların giyim konusunda dikkat etmesi gereken kurallardan bazıları şunlardır:
-Kadın ve erkek kendisine uygun kıyafet seçmelidir
-Kıyafet seçerken kişinin yaşı, fiziki yapısı, cinsiyeti, mesleği gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
-Giydiği elbise, gömlek, kravat, ayakkabı, vb. eşyalar arasında uyum sağlanmalıdır.
-Sökük, yırtık, ütüsüz elbise, boyasız ayakkabı giyilmemelidir.
-Çalıştığı iş yerinde sade giyinmeye özen göstermelidir.
c) Karşılama, Selamlaşma ve El Sıkma Konularında Uyulması Gereken Genel Görgü Kuralları:
Selam; yaş, cinsiyet ve makam durumuna göre saygı ve incelik ifade eden bir davranıştır. Küçüğün büyüğü, Aynı yaşta olanların birbirlerini selamlamaları sevgi ve saygının bir ifadesi olarak değerlendirilir.
Karşılamam, Selamlaşma ve El Sıkmada Uyulması gereken bazı kurallar şunlardır:
-Selamlaşma sırasında abartılmış konuşma ve davranışlardan kaçınmak gerekir.
-Törenlerde de bayrağımız, büyük bir gururla ayakta selamlanır.
-Selamlaşma; Selamun Aleyküm diyeyerek selam verilir.Aleyküm denilerek selam alınır. Gündüz ise hayırlı günler, hayırlı sabahlar, akşam ise iyi akşamlar, iyi geceler karşılaşırken ve ayrılırken söylemek.Seyahata çıkıyorsa hayırlı yolculuklar vb
-Gerek ilk tanışmada ve gerekse selamlaşma sırasında, özellikle erkeklerin dikkatli olması gerekir. Bayan elini uzatmadıkça, erkeğin elini uzatması hoş karşılanmaz.(Resmi dairelerde)Dinizmizde erkek kadın tokalaşması günahtır.
-El sıkışmada, üst makamda bulunanların veya yaşlıların önce el uzatmaları, bunu gören alt makamlarda olan bayan veya bayların ellerini uzatarak tokalaşmaları genel görgü kurallarındandır.
-Selamlanan kişinin yanında bulunanlar, selam vereni tanımasalar bile, selamlanan kişi ile birlikte selam almaları nezaket kuralıdır. Ancak, içten gelen nezaket makbuldür. Bu nedenle selamlaşmaların nazik hareketlerle yapılması değer taşır.
-Tanıdık iki kişinin, sokakta karşılaşmaları halinde birbirlerini selamlamaları, yolu işgal etmeden bir kenara çekilerek konuşmaları veya yolda yürüyerek konuşmalarını sürdürmeleri yerinde olur.
-Erkeğin bayanı; gencin yaşlıyı; kıdemsizin kıdemliyi; gelenin orada bulunanları; ayrılanın ayrıldığı yerde kalanları selamlaması gerekir.
El sıkma bir dostluğun, samimiyetin ifadesidir. O nedenle el sıkma sırasında, ne kuvvet denemesi yaparcasına fazla sıkılması, ne de elin uzatılıp bırakılması doğrudur. Doğru olan elin, muhatabın elini kavrayacak şekilde tutulmasıdır. El sıkmada soğuk davranmak, eli hiç kıvırmadan kaskatı uzatıp el sıkışmak, muhatap tarafından iyi karşılanmaz, hoşnutsuzluk yaratır. El sıkarken olumsuz davranışların meydana gelmemesine dikkat edilmelidir.
Karşılama veya uğurlama sırasında kişinin, yüzünden tebessümü eksik etmemesi gerekir.
d) Hitap Etmede Uyulması Gereken Genel Görgü Kuralları:
Hitap etme; etkili söz söyleme, karşı tarafı etkileme anlamı taşır. İnsanlar, isteklerini sözle karşı taraf
iletirler. İletişim aracı olarak kullanılan dilin, insanları etkileyecek şekilde kullanılması, insan ilişkilerini kolaylaştırır. Bu nedenle, kullanılan sözcüklerin çok iyi seçilmesi ve kullanılmasında büyük yarar vardır.
Sosyal ilişkilerde insanlar, hitap etmeleri gereken kişilerin bulundukları yer veya makama göre farklı hitap şekilleri kullanılır.Ahmet , Mehmet diye değil, Ahmet bey, Ahmet Efendi, Mehmet Amca vb.Konuşma bir kültür, zeka, bilgi ve görgü işidir. Her şeyde olduğu gibi konuşmanın da belli kuralları vardır. Kişiler arasında yapılan konuşmalarda:
-Muhatabın düzeyine göre uygun hitaplar seçilmesi, sert ifadelerden kaçınılması;
-Argo sözcüklerin kullanılmaması;
-Yeni tanışılan kişilere karşı mesafeli davranılması;
-Yüksek sesle ve hızlı konuşma yolunun tercih edilmemesi;
-Muhatabın kültür seviyesine uygun bir dil kullanılması;
-Davranışların söylenenleri doğrular nitelikte olması;
-İncelenip kesin bilgi edinilmemiş konularda, kessin söz söylemeden kaçınılması;
-Kişinin kendisinden çok söz etmemesi, muhatabı mihnet altında kalacak duruma düşürmekten sakınması;yaptığı ile öğünmemesi, yazdığımı beğendiniz mi? ve hoşunuza gitti mi? Takdir etme , değerlendirme , beğenme az beğenme veya çok beğenme vb.
-Muhataba da konuşma hakkı tanınması ve bunun davranışlarla da gösterilmesi;
-Samimi, güvenilir, sakin ve doğal davranışlar içinde kalınması;Hemşehrim olmasaydın , köylüm olmasaydın, meslektşım olmasaydın şöyle yapardım ifadelerinden kaçınılması.
-Çeşitli konuşmalardan öğrenilen sırların saklanması; her yerde ileri geri söz sarf edilmemesi;Bir toplumu ait geçmişteki sırların ifşa edilmemesi, yazıyorum derken o beldenin menfi tanıtılmasına sebep olunması.
-Topluma karşı yapılan hitapların etkili olması için önceden gerekli hazırlıkların yapılması;
-Toplumca yanlış anlaşılabilecek konuşmalardan kaçınılması;
-Topluma hitap edecek kişinin, gerekli ön hazırlık yaparak kürsüye çıkması;
-Konuşmacının; konusunu dinleyenleri etkileyecek şekilde anlatması, gerektiğinde kısa sorular sorarak dinleyenlerin dikkatlerini toplaması ve konuşmaları beklenen sonuca götürecek şekilde bitirmesi;
-Konuşmacının, tutarsız, kuşkulu, çekingen, kararsız davranışlarla dinleyicileri sıkmaktan kaçınması;
gerekir
e) Telefon Konuşmaları ve Uyulması Gereken Görgü Kuralları:
Telefon konuşması belli bir kültürü ve beceriyi gerektirir. Toplumda dikkat edilmesi gerekli kurallardan
-birisi de telefon konuşmalarıdır. Telefonla konuşurken uyulması gerekli kurallar şu şekilde sıralanabilir:
-Telefon edenin, karşıdakine kendisini tanıtması;
-
10
Şubat
2012
ADANA (842)
ADIYAMAN (11)
AFYON (95)
AKSARAY (285)
AMASYA (32)
ANKARA (1772)
ANTALYA (183)
ARTVİN (10)
AYDIN (1746)
BALIKESİR (2779)
BARTIN (254)
BAYBURT (21)
BİLECİK (854)
BİNGÖL
BİTLİS (59)
BOLU (1405)
BURDUR (606)
BURSA (3737)
ÇANKIRI (972)
ÇANAKKALE (1788)
ÇORUM (1333)
DENİZLİ (2195)
DİYARBAKIR (49)
EDİRNE (858)
ELAZIĞ (159)
ERZİNCAN (282)
ERZURUM (109)
ESKİŞEHİR (843)
GAZİANTEP (502)
GİRESUN (114)
GÜMÜŞHANE (39)
HATAY (283)
İÇEL (1218)
ISPARTA (55)
İSTANBUL (1648)
İZMİR (1720)
KAHRAMANMARAŞ (213)
KARAMAN (455)
KARS (1)
KASTAMONU (2425)
KAYSERİ (771)
KIRIKKALE (232)
KIRKLARELİ (366)
KIRŞEHİR (448)
KOCAELİ (583)
KONYA (2488)
KÜTAHYA (1487)
MALATYA (141)
MANİSA (2174)
MARDİN (7)
MUĞLA (671)
MUŞ (7)
NEVŞEHİR (525)
NİĞDE (509)
ORDU (56)
RİZE (71)
SAKARYA (526)
SAMSUN (44)
SİİRT (40)
SİNOP (1488)
SİVAS (25)
TEKİRDAĞ (646)
TOKAT (47)
TRABZON (155)
TUNCELİ (30)
URFA (383)
UŞAK (818)
VAN (36)
YOZGAT (661)
ZONGULDAK (753)
TOPLAM : 48148
© Tüm Hakları Saklıdır - GÜL MEDİNE
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.